• 0

17 ARALIK’IN GERÇEK YÜZÜ

Giriş: 06.01.2014 / 15:050 Yorum

Av. Yusuf Güneş, 17 Aralık ve sonrasında yaşanan gelişmeleri, hukuki boyutu ile gazetemize değerlendirdi.

Güneş, “usulsüz ve kanuna aykırı bir soruşturma yürütülmediği, bu kadar görevden alınmalar ile ortaya çıktı çünkü bir şeyleri gizleme telaşı içerisinde yapılan eylemlerdir bunlar. Ceza hukukunda, failin psişik durumu, yani suç işledikten sonra ki zararı ortadan kaldırmaya yönelik eylemler olarak tarif ediliyor ki aklımıza ilk gelende bu oldu.” dedi
HUKUKİ BİR İŞLEYİŞ SÖZ KONUSUDUR
Meseleyi sadece hukuktan bağımsız düşünemiyoruz, bu nedenle sadece hukukun işleyişi ve hukukun muhatabı olan saf sivil insanlar değil, aynı zamanda siyasilerinde bu işin içinde yer aldığı spekülasyonlar var. 17 Aralık 2013’te gerçekleşen bu soruşturma, bu bize göre soruşturmadır, çünkü hukuki bir işleyiş söz konusu, bunun işleyişi, yürütülmesi, hazırlanması bütün soruşturmalar gibi yapılmıştır, hiç şüphesiz, belli bir olgunluğa gelmiştir daha sonra düğmeye basılmıştır. Netice itibari ile 50’ye yakın kişi, bunun içinde belediye başkanı, bakan çocukları, hatta bakanların dahi olduğu söyleniyor. Bir kısmı gözaltına alınmış serbest bırakılmış, bir kısmı da tutuklanmıştır. Halen soruşturma devam etmektedir. Bu devam eden soruşturma nedeni ile tabi görevden almalar oldu, ciddi bir dezenformasyon oldu, olayın meşruiyetine ve gayri meşruiyetine ilişkin birden çok saptama oldu. Bu soruşturmanın uluslararası boyutu tartışıldı, komplo teorisi olarak gündeme getirildi. Netice itibari ile ortada bir soruşturma var, bu soruşturma neye ilişkindir ve bu soruşturmanın yürümesi safhasında normal, olağan diğer soruşturmalardan farkı nedir? Bunların cevaplanması gerekiyor.
İRAN’A PARA TRANSFERİ
Bu soruşturma hükümetin, özellikle Amerika’nın İran’a ambargo uyguladığı bir dönemde Türkiye’nin ambargoyu delmesi olarak değerlendirilse de, burada bir para transferi var, bir mal alım satımı var, ihracat ve hatta para ithali söz konusudur. Kamuoyundan gizlenerek, usule aykırı, piyasaya aykırı, bundan dolayı belki binlerce dosyası olan masanın, suç delillerini aklamak suçlaması ile mali suçları araştırma komisyonunun hazırlamış olduğu, savcılıklara göndermiş olduğu fezlekeler, hazırlanan soruşturma dosyaları, açılan davalar var. Tüm bunlara rağmen hükümet tarafından veya hükümete yakın, hükümet üyesi bakanlar tarafından, belediye başkanlarının, bazı ünlülerin, tanınan tanınmayan müteahhitlerin, bu işin içerisinde olması insanın aklına şunu getiriyor; onlarca bundan dolayı yargılanan insan, açılan dava devam etmekte iken aynı suçu hükümet işliyorsa, bu soruşturma nereye gidecek, soruşturmanın önemi de bu noktada başlıyor. İşin içerisinde siyasilerin olması, üstelik iktidar partisine üye siyasilerin olması ve bunu cemaat iktidar kamplaşması neticesinde ortaya çıkan bir kavga gibi lanse dilmesi soruşturmayı gölgede bırakmaktadır. Bu durum soruşturmayı nihai hedefinde n saptırmaktadır. Ortada bir yolsuzluk iddiası var, bu yolsuzluk iddiasını soruşturacak tek yetkili merci savcılıktır, yargılayacakta mahkemelerdir, hükmü verecek olanda mahkemelerdir. Bu durumu gölgede bırakacak atamalar, manipülasyonlar ve beyanatlar konuyu amacından saptırmaktadır.
GENEL
KURMAY BAŞKANLARI YARGILANDI
Ortada usule aykırı, kanuna aykırı, herhangi bir durum yok, var ise bu soruşturmanın yürütülmesine müdahale edenlerdedir usulsüzlük ve bu olaylarda bir usulsüzlük var. Zaten ortada bir soruşturma var. Soruşturma açılamayacak kimse olmayacağına göre Türkiye’de ki bu Başbakan’da olabilir, nitekim
Genel Kurmay Başkanları da yargılandı, şuan cezaevinde, herkes aleyhine, herkes hakkında bir soruşturma başlatılıp, dava açılabileceği halde, bu böyle olmaz, imkânsızmış gibi gösterilmeye çalışılıyor. Oysa belki bakanların kendisi vardır, belki bakan çocuklarıdır, belki değildir, bunu kimse bilemez. Hukuken ortada bir şüphe varsa bu masumiyet karinesi gereği herkes masumdur ancak hüküm verilecektir. Bu süreçte şunu görüyoruz, usulsüz bir soruşturma yok çünkü bunun ayağı 14 ay öncesinden başlamakta, basından takip ettiğimiz kadarı ile bir usulsüzlük yok, elde edilmiş deliller var aynı zamanda. Fotoğraflar çıkıyor, bazı kayıtlar çıkıyor, bazı spekülasyonlar çıkıyor, spekülasyonlarında altı doldurulabilir, akla uygun, mantığa uygun, gerekçeler ile gerekçelendirilebilir. Bu noktada bir usulsüzlük biz göremiyoruz. Bir usulsüzlük tespit etmemiz gerekiyorsa, bir soruşturmayı yürüten kolluk görevlileri ki bunlar polistir, kolluk amirleri ki bunlarda savcılardır. Müdahale, bunlara yapılan müdahalelerdir.
FAİLİN PSİŞİK DURUMU
İlla soruşturmayı etkilemek için yada yargılama faaliyetini etkilemek için savcı görevden almanız gerekmiyor. İki savcı verirseniz yine soruşturmayı etkileyebilirsiniz, sekteye uğratabilirsiniz. Yine aynı zamanda bu soruşturma ile alakası olan, olmayan onlarca polis amiri görevden alındı. Baktığımız vakit organize şube müdürü, terörle mücadele şube müdürü, mali suçlar şube müdürünü doğrudan ilgilendiren konularda, hiç alakası olmayan şube müdürleri de görevden alındı. Burada ki olan biteni anlayabiliriz, ortada bir kavga var anlaşılan. Usulsüz ve kanuna aykırı bir soruşturma yürütülmediği, bu kadar görevden alınmalar ile ortaya çıktı çünkü bir şeyleri gizleme telaşı içerisinde yapılan eylemlerdir bunlar. Ceza hukukunda, failin psişik durumu, yani suç işledikten sonra ki zararı ortadan kaldırmaya yönelik eylemler olarak tarif ediliyor ki aklımıza ilk gelende bu oldu. Dinleme kayıtlarıdır, fiziki takiptir bunlar hakkında telefon dinleme kararı verilebilmesi için bir savcılık talebi olur, nöbetçi hâkim kararı olur, bunlar yapılmış. Bunu uygulayacak olanda savcıların görevlileri olan polistir, jandarmadır.
ANAYASANIN
138. MADDESİ
Mahkemelerin ve yargının bağımsızlığını düzenleyen anayasanın 138. Maddesi var. 138. Maddeye göre soruşturma gizli yürütülür, yine ceza muhakemesi kanununa göre soruşturma gizli yürütülür, soruşturmanın başka bir birime gönderilmesi, bildirilmesi, izin alınması gibi bir şey söz konusu olamaz, zaten bu bağımsızlık ve tarafsızlığa aykırı bir şey olur. Nitekim adli kolluk yönetmeliği gibi sabaha karşı çıkarılan bir yönetmelik oldu. Burada tamda bu soruşturma ile doğrudan ilgili düzenlemeler içere dört maddelik bir yönetmelik çıktı, bu yönetmelikte de savcının veya polisin devam etmekte olan soruşturmanın başında, ortasında ve sonunda bilgi verme zorunluluğu getirilmesi öngörülüyordu. Yönetmelik resmi gazetede yayınlandı. Yürürlüğe girdiği gibi, Türkiye Barolar Birliği tarafından, yönetmeliğin iptali için Danıştay’a yürütmenin durdurulması talepli bir iptal davası açıldı, yürütmenin durdurulması kararı verildi. İptal davası işin esasına girilip görüşülecek, muhtemelen iptal edilecek.
SAVCI MUAMMER AKKAŞ
Bir yıllık bir soruşturma dosyasından bu kadar haberi olan bir savcının çıkıp kendi mağduriyetini dillendirmesi kadar doğal bir şey olamaz. Savcı soruşturma yürütüyor ve savcıya müdahale ediliyor.
Savcı Akkaş ilk soruşturmadan yola çıkarak, tabi bu bir iddia, yola çıkarak başbakanın oğlunun da içinde olduğu bir liste çıkarıyor ve bunu polise gönderiyor, polis gözaltı kararı verilen kişiler hakkında işlem yapmıyor. Daha sonra jandarmaya gönderiyor, jandarmada işlem yapmıyor ve savcı isyan ediyor, eğer ben savcı değilsem neyim diyor. Basın bildirisinde bundan bahsediyor, soruşturma yapmam engelleniyor, yargılama yapma faaliyetim engelleniyor, dolayısı ile gerçeğin ortaya çıkarılması yönünde verdiği mücadelede engelleniyor. Bunu kim yapıyor sorusunun da cevabını herkes biliyor cevabını veriyor. Yargılama faaliyetinin sonucu bir suçlu varsa, suçuna karşılık gelen cezayı çekmek değilse beraat yönünde karar vermektir ki bunu da mahkemeler yapar. Savcı bir taraftır, iddia eder. İspatlı bir vaka üzerinden gitmez, savcının yaptığı iş budur. Savcıyı itibarsızlaştırdılar, biz hukukçu olarak açıkçası savcıdan yana tavrımızı net bir şekilde söyleyebiliriz. Savcı bir hukuk faaliyeti yürütüyor ve bu engelleniyor. İster cemaat olsun, ister iktidar olsun, ister çokça dillendirilen “ dış mihraklar” yapıyor olsun yinede ortada bir hukuk ve yargılama faaliyeti var ve bu engellenmektedir. Veryansın etmesinin nedeni de bu faaliyetin engellenmesidir. Bağımsız ve tarafsız bir yargılama faaliyetinden söz edemeyiz. Adalet bakanlığı bu konu ile ilgili yetkin olmasına rağmen, soruşturmayı yürütenlere cephede düşmana söylenmeyecek sözler söylediler. Bu aşamadan sonra bir savcının sağlıklı bir soruşturma yürütebilmesi bu olayla ilgili söylüyorum pek mümkün görünmüyor. Kanunda yetkiler açıktır buna rağmen tali kesimler soruşturmanın asli taraflarını aydınlatmaya çalışan kesimini manipüle ediyorlar, bu umutsuz olmamız için yeter bir göstergedir.

. .
  • BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

    YORUM YAZ
  • Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım
  • IMKB100: 67.951 %0.21
  • ALTIN: 101.247 %-0.35
  • DOLAR: 1.7935 %0.39
  • EURO: 2.3055 %-0.43

EN ÇOK GÖRÜNTÜLENEN FOTO GALERILER

  • Yazilim:Net Medya Ltd Şti
  • Tasarim:Live Medya İnternet Hizmetleri
Gazete Diyarbakır Copyright © 2013